Bana Bir Kadeh İhanet Ver

Ey kadın okuyucu!

Bu bir itiraftır.

Kadınlardan nefret ediyorum.

Kadınlar ne istediklerini ancak onlara ne istedikleri hatırlatılınca anlarlar.

Günümüzde bu kadar dik ve güçlü olmalarının sebebi de yavşak erkeklerdir. Siz kadınlarda bizim çok istediğimiz bir şey var ve sizler bunu bize vermek için sizi sevmemizi bekliyorsunuz. Oysa onu alan sevgi değil ihtirastır. Sizin ihtirasınız.

Zavallı erkek ise yıllarca, “bunu alacaksan beni seveceksin ve buna beni ikna edeceksin” yalanına kanmıştır.

Siz bir erkekseniz bir gece tanışıp seviştiğiniz bazı kadınların bile sevişirken “Beni seviyor musun?” dediğine şahit olmadınız mı?

Sevgi başlar.

Erkek kendisine kendini veren kadına alışır. Kadın da yumuşakça ağlarını örer. Örer ki erkek hiçbir şey yapamaz hale gelsin.

Bir süre sonra kadın işin tadını kaçırır. Elde ettiği erkeği köle yapmaya çalışır. Değiştirmek ister. Zaten ilk amacı da budur. Değiştirmek. Kilo aldırır. En yakın arkadaşlarından uzaklaştırır. Pasif bir herif olmasını sağlar. Artık her yere kendisiyle gidilecektir.

Ve sonra yarattığı bu yaratıktan hiç hoşlanmaz.

Onu aldatır.

Yalan mı diyorsun sevgili kadın okuyucum? Hadi sana yalancı demeyelim. Sen istisnasın diyelim. Nasıl itiraf edebilirsin ki?

Etrafınıza bakın.

Kadınlara bakın.

Bir kadının sevgisinin vereceği sıkıntıyı düşünün.

Ve bir kadına sadece gerekeni yapın.

Hayatınızın içine sokmayın.

Ve asla bir kadına acımayın.

Ve ey erkek okuyucu!

Her erkek “kadına senin için ölürüm” der.

Kaçı ölür?

 8,00

Stok Kodu: 9786055539320 Kategoriler: Etiketler: , , , ,

Kitabın Detayları

Alt Başlık

Bir Kadın Bir Kadını Önce Kendisiyle Aldatır

Yayın No

29

Tür

Roman

Cilt Bilgisi

Karton Kapak

Kağıt Bilgisi

2. Hamur

Basım Tarihi

Ocak 2010

Sayfa Sayısı

128 Sayfa

Kitap Boyutu

13.5×21

ISBN No

978-605-5539-32-0

Çıkış Tarihi

03.01.2011

Yazar Hakkında

Kaan Erkam

Kaan Erkam

Ben Kimim?
Kim miyim?
Aslında bana değil Google’a sormalı.
Çok önemli biri değilim. Kendi halimdeyim. Ama kendi halim birçok kişinin kendi halinden farklıdır. Anlatsam inanılmalıdır da anlatmam. Aslında birinden dinlesem, ben de olsam inanmam.
Tiyatro ile bilgisayarım arasında gidip gelirken, o meyhane senin bu bar benim geziyorum. Oldukça çok ve zararlı olan her şeyi yiyorum.
Haftada en az iki kere sahnedeyim. Alkışı seviyorum. Hak ediyorum.
Bilmeyenler için anlatayım. Rakıyı sodayla içerim. Yanında salata ve zeytin olursa daha da içerim. Et severim. Tavuk, balık ve ot ile işim olmaz.
Jack Danniels’i ise sek alırım. Yoksa içine bolca buz koyup malzemeden çalıyorlar. Bardakların da dibi kalın. Hesabı zart diye sokuyorlar. Bu yüzden viski bardağında istemeyin. Tavsiyemdir.
Bira içmem midemi ağrıtır.
Şaraba dokunmam bile. Ama TV de içenleri görürsem canım çeker.
Çapkın olduğumu söylerler. Kadınları severim. Kapım açıktır kimi zaman. Geleni içeri alırım. E günah.
Ama sevdiğim zamanlar olur. O zaman çevrim dışı kalırım. Sadece tek kişinin olurum. Kimi kadın bunu anlar. Kimisi de kuşkudan kendini yer. Güveni hak eder, güvendiririm. En ufak bir güvensizlikte sonuna kadar haklı çıkarırım. Aldatırım.
Tiyatro yaparım ama tiyatrocuları sevmem. Az sayıda oyuncu gerçekten tiyatro yapıyor. Mesela Ferdi Merter, mesela Selçuk Yöntem, mesela Ferhan Şensoy, mesela merhum Metin Serezli, mesela Nevra Serezli, mesela Nilgün Belgün, mesela Can Gürzap, mesela Genco Erkal…
Müzisyen olarak Soner Olgun’a bayılırım. Sık sık onu özler, Ortaköy Patika’ya giderim. Apo bana hep yer bulur. Program öncesi Özlem’e takılır, orkestradakilerle şakalaşır, çay içerim. Cenk Tevetoğlu’nu da ihmal etmem giderim. Bir de Özlem Yüksek var. Harbiye Sahneye sık giderim, Sergio’yu da çok severim. Taksim’e gitmem. Sevmem. Gittiğimde turist kalırım.
Arkadaşlarım vardır. Bunlar azdır ve yıllardır birlikteyizdir. Uğur Bulut vardır. Kızamadığım tek adamdır. Gıyabında kızar, karşılaşınca unuturum. Levent Paycu vardır. En eskisi odur. Hep kaldığımız yerden başlarız. Tarkan Turan vardır, rehabilitasyona onun evine gider, plak dinler, rakı içerim. Birlikte duygulanır ama ağlamayız. Arman Kumru var. O da pis ikizler. Kopamayız. Fenerbahçe yirmi dört saat mesaj çekebilir. Ama benim kolumda çarşı dövmesi olduğunu unutur hep. Doktor Erkal Baytok vardır. Sessiz, sakin ama derindir.
Hakan Aysev vardır, iyi günde kötü günde beraberizdir. Çok kavga ederiz ama biz böyleyizdir işte. Kevork Büyüksimkeşyan’ı kızdırmaya bayılırız. E.Z.’nin ve D.T.’nin anlamları aramızdadır.
Ailem vardır. Annemi çok severim. Bana çok kızar. Ama hep güldürürüm onu. Her gün ararım, sanki aradan bir yıl geçmiş gibi özlemişimdir. Babamı da severim, bana kızmamayı öğrendi. Kardeşimi en çok severim. Ama bir yanım ona hep dargın, birlikte büyümememizi sağladığından dolayı. Hakan Erkam’ların orijinalidir…
Oğlum Hakan Erkam ise hem kardeşim hem de arkadaşımdır aynı zamanda. Bambaşkadır. İyidir, güçlüdür. Akıllıdır. Her ne kadar inkar etse de bana benzer. Hatta sadece ikimize ait bir motosiklet sürüşümüz var.
Kızım Deniz ise ki ben ona Ege derim - kime benzediyse - çok zekidir. Piyanisttir aynı zamanda. Bir sürü dili kendi öğrenmiştir. Çatır çatır konuşur.
Unuttuğum kimse kızmasın, Erdinç Abi olsun, Bülent Altıntoprak olsun, masamda yeri olan sağlam adamlardır. Sener Köksümer adı geçtiği zaman ise orada durur ve gülümserim.
Kancıktan laf taşıyandan hoşlanmam. Bunlardan da vardır çevremde. Görürüm, bilirim, adını anmam.
Çağla vardır yardımcım. Ona güvenir, ona inanırım. Bilirim ki sonuna kadar vardır. Her şeyimi bilir. Asla sır vermez.
Dostlarla rakı masasına oturduk mu unuturuz her şeyi. Ayrı memleketlerde ayrı masalarda olsak da fark etmez. Birizdir biz. İçki masasına nasıl oturduysak öyle kalkarız. Aptalları ve sarhoşları sevmem.
Özünde Adanalı’yımdır. Ankara’da büyüdüğümden bir yanım da Ankaralı’dır.
Ankara’yı sever, İstanbul’dan nefret ederim ama bu kentte yaşarım.
Migros’a gitmem, Tansaş’a girmem, Bim’i sevmem ama Carrefour’daki kızlar güzeldir. Nedense oraya giderim.
Eti bir tek yerden alırım. Köşedeki kasaba güvenmem.
Gündemi yakından takip ederim. Her kanalı, her programı izlerim. Bilgisayarım kapanmaz, televizyon hep açıktır.
Bana her an her yerde rastlayabilirsiniz. Çok gezerim. Ankara-İstanbul yolunda ya İsmail’in yerindeyimdir ya da Berceste’de. Yoldan kesinlikle Vakfıkebir ekmeği alırım. Beypazarı kurusuna bayılırım.
Opera dinlerim ama Pink Floyd ve Bülent Ersoy da dinlerim. Fasıl dinlemeyi sever, kanun sesine dayanamam. Kanunculara bol bahşiş veririm. Kulağıma klarneti sokan klarnetçilere hiçbir şey vermem.
Yazarlardan Boris Vian’ı, Paul Auster’i, Ronald Dahl’ı, Jean Paul Sartre’ı ve Albert Camus’yu severim. Orhan Pamuk’tan hiç hazzetmem. Eleştirmen olarak eleştirse de eleştirmese de Üstün Akmen’i severim. Kimseden korkmaz. Sağlam adamdır. Sevilmek diye kaygısı yoktur. Sevilmese de olur. İyi rakı içer, sarhoş olmaz.
Yemeklerden pilavı güzel yaparım, biber dolmasını da ama köfte, pilav ve patates üçlüsüne bayılırım. Bir de ızgara ete. Püreye de. Hele taze soğanlı salataya. Çok süründüm gençken, çok aç kaldım, bu yüzden yemek seçmem pek. Mücver severim ama yapamam. Herkesin yaptığını da yiyemem.
Motora binerim. Kendimi bildim bileli motorum vardır. Sık sık uzun yola giderim. Düşmekten korkmam, yeri gelirse düşerim.
TURKS mc üyesiyim.
Arabayı ve motoru hızlı kullanırım ama tek başımaysam…
Taksim’de berber Adnan’a tıraş olurum ya da Ersin vardır Harbiye’de.
Hiçbir şeye üzülmem. Üzülürsem kendimi tedavi ederim. Birine takarsam ölene kadar peşinden giderim. Ya o ya ben ölürüz. Genelde ölmem. Geri dönerim.
Sevgiye inanırım. Seven insan hep oradadır ve hiç gitmez derim. Bu yüzden dost dost ise gitmez, tatile çıkar.
Pişman olmam. Pişman oldum yalanı söylemem. Köşeye sıkışırsam yalan söylerim ve asla itiraf etmem.
Yazdığım hikâyeleri unuturum. Yazdığım şarkı sözlerini de hatırlamam. Biri sorsa sallıyorum sanır. Aklıma bile gelmez tek dize.
Kendi kitaplarımı okumam. Hatta bir gün İstanbul’dan Bodrum’a giderken radyoda duyduğum bir öyküde çok heyecanlandım. Spiker hüzünlü bir sesle okumayı bitirip; “Sizlere Kaan Erkam’dan ‘Ah Tamara’ adlı öyküyü okudum” deyince çok şaşırmıştım.
Çok anım vardır. Anılarımı yazmam. Olayları ya izlemiş, ya kafamda yaratmış ya da çarpıtmışımdır. Ama çoğunlukla gerçekle bağdaşır. Her kadın onun da hikâyesini yazacağımı sanır. Yanılır.
Zamana inanmam.
Yarın olmayabilir.
Kadınlara inanmam.
Ama işe yararlar. Bana kızıp kızmamaları umurumda değildir. Sevgi ve ihanet aynı anda yaşar içlerinde.
Kızsalar da gelirler, kızmasalar da.
Sözün özü; önemli biri değilim. Kendi çapımda bir krallığım vardır, bana yeter.
İyi ve sağlam öğrencilerim vardır. Kimi geldiği yerde beni unutmuştur. Kimisi de oraya gittiğinde unutacaktır. Ama içlerinde bir yerde hep benden bir şey olacaktır.
Haksızlık eder, haksızlığa gelemem. E insanım, bencilim, ne yapayım?..
İşte biraz buyum ben.
Ama tek amacım vardır: Yazmak ve Sahnede Olmak.
Çünkü sanat suçtur.
Siz de ortak olun bu suça.

İncelemeler

Henüz yorum yapılmadı.

“Bana Bir Kadeh İhanet Ver” için yorum yapan ilk kişi siz olun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir